Yıllara Meydan Okuyan Zanaat: Bakırcılık

Yıllara Meydan Okuyan Zanaat: Bakırcılık

Tarih boyunca insanoğlunun en fazla tercih ettiği madenlerden biri olan ve bir döneme adını veren bakır, gelişen teknoloji ve değişen hayat şartları sonucunda artık eskisi gibi rağbet görmüyor. Bu durum bakırcıların da işlerini azaltırken, ilerlemiş yaşına rağmen ellerinden çekiçlerini düşürmeyen bakır ustaları, mesleklerinin ayakta kalması için mücadele veriyor.

Tüm zorluklara rağmen bakırcılık yapmaya devam eden 68 yaşındaki Köksal Tercan da mesleğini yaşatmaya çalışan sanatkârlardan biri. Ömrünün 57 yılını bu mesleğe adayan Tercan, ilerleyen yaşına rağmen Kaleiçi Çarşısı’ndaki küçük atölyesinde bakır işlemeye devam ediyor.

Bu zanaatın Denizli’deki son temsilcilerinden Tercan ile mesleğin inceliklerini, dününü, bugününü ve yarınını konuştuk:

Bakırcılığa ne zaman ve nasıl başladınız?

1950 yılında bir tütün tarlasında dünyaya geldim. İlkokulu bitirdim, ortaokula başladım. Orada bir yıl okudum. Babamın at arabası vardı, onunla yük çekiyordu. Ortaokuldaki bir yılın sonrasında beni bakırcılar çarşısına getirdi ve 11 yaşında beni çırak olarak verdi. Ustaya da dedi ki; “Eti senin, kemiği benim.” O gün bugündür bakırla iç içe yaşıyorum. Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklarım hiç olmadı, hep işimle yaşadım. Bakırcılığın hakkını vermeye çalıştım.

Bakırcı çırağı olmak zor mu, bu zanaat de ustalık için kaç yıl gerekiyor?

Ben çıraklığa başladıktan sonra annem ve babam Almanya’ya gitti. Biz burada ninemle kaldık. Elimde ekmeğim hiç saatini aksatmadan her gün ustamın yanına geldim. Ustam bize meslekteki incelikleri öğretirdi. Ustam gösterdi ben yaptım, uyguladım. Mesleği öğrenmeye çalıştım. Askere gidene kadar bu böyle sürdü.

Sizin ustalık süreciniz ne zaman başladı?

Askerden geldim, bir arkadaşımla Kaleiçi Çarşısı’nda ortak dükkan açtık. Bizim ustalık sürecimiz o zaman başladı. O yıldan bu yana çekiç sallıyorum. Bakırla arkadaş oldum. Bakırın ruhunu içimde hissetmeye başladım. Bizim meslek bakırı sevmekle başlar ve bakırcılar da birbirinin dostudur.

İlk yıllarınızda işleriniz nasıldı? Bakırcılık kazandıran bir meslek miydi?

O zamanlar bakırcılık çok güzel bir meslekti. Çünkü bakır hayatın içerisindeydi. Biz de aralıksız çalışırdık. Bu süreç böyle 25 yıl devam etti. Daha sonra alüminyum, ondan sonra da çelik çıktı ve bizim işlerimizi etkiledi. Biz de imalatın yanı sıra bakırın ticaretini de yapmaya başladık. Yaklaşık 10 yıldır da bakır tamiratı yapıyorum. Günlük nafakamı çıkarmaya çalışıyorum.

Kaleiçi Çarşısı o yıllarda bakırcılık açısından zengin miydi?

Mesleğe ilk başladığımız yıllarda Kaleiçi Çarşısı’nda 80 bakırcı vardı. Dükkanın önündeki meydanda en az 10 çırak sürekli çalışırdı. Kazan, pekmez tavası, hamur leğeni, tencere gibi ürünler yapardık, çevre illere satardık. O zaman dükkanda toplam 5 kişi çalışır, işleri ucu ucuna yetiştirirdik. Şimdi ise koca Kaleiçi Çarşısı’nda 3-4 bakırcı anca kaldık. Bizler de bu mesleğin buradaki son temsilcileriyiz.

O yıllarda kız verirken Bakırcılık gibi zanaat sahiplerine öncelik verirlermiş. Sizde de oldu mu?

Bakırcılık o dönem önemli bir zanaat olarak görülürdü. Ben ilk evliliğimi 1972 yılında yaptım. O evlilikten 2 erkek çocuğum oldu. Daha sonra eşimi kaybettim ve 1981 yılında yeniden evlendim. Bu evliliğimden de bir erkek bir kızım oldu.

Çocuklarınız bakırcılık yapmak istediler mi? Onların bu mesleğe bakışı nasıl oldu?

Bakırcılık, malum zor zanaat. Onlar da bu işi yapmak istemediler. Biz okuyacağız dediler. Biz de elimizden geldiği kadar onların eğitimlerine destek verdik. Bu meslek bizimle birlikte bitecek gibi görünüyor, dolayısıyla gençler de bakırcılığa rağbet göstermiyor. Onun için çırak bulmakta bile zorlanıyoruz. Gelen çıraklar zoru görünce, tekstilde çalışmaya başladı.

Bakırın diğer metallerden farkı nedir?

Atalarımızdan beri bakırı hep kullanırız. Sağlığa faydalıdır, mikropları öldürür. Özellikle suyu temizleyip arındırdığı söylenir. Bakırın özelliğini alan suyun, içildiğinde kireçlenme ve romatizma gibi eklem ağrılarını hafifletme özelliğinin olduğu rivayet edilir. Bakırın içerisindeki yemek daha lezzetli olur. Bunun için tarihten bu yana bakır ürünleri sofralarımızda hep olmuş.

Bakırcılığın püf noktaları neler? İyi bakırcı nasıl anlaşılır?

Dediğim gibi bakırcılık zor zanaattır. Bir kazanı yapmak için binlerce kez çekiç vurulur. Sadece demiri yuvarlamak için en az bin çekiç gerekir. İyi bakır karşıdan kendini belli eder. Düzgün çekiç vurulmuştur. İşçiliği iyidir. Hele bir de o iyi bakır usta bir bakırcının elinden geçerse o zaman sanat eseri çıkar ortaya. Ortaya çıkan ürünün albenisi olur. Bakırcılığın püf noktası çekici iyi tutmak ve bakıra iyi bir şekilde vurmaktan geçer. Bunu da herkes yapamaz.

Son yıllarda bakıra olan talep arttı. Bunun size faydası oluyor mu?

Evet, insanlarda yeniden bakıra dönüş var. Ama bizim bu dönüşüme ayak uyduracak ne ekonomik ne de beden gücümüz var. Daha çok Gaziantep ve Kahramanmaraş bölgesindeki esnaflar o işleri yapıyor.  Kahve fincanı ve tabak gibi ürünler daha çok oralarda yapılıyor.