Okuyucuyu Özgür Bırakan Hikayeler

Okuyucuyu Özgür Bırakan Hikayeler

Cemal Şakar, Sular Tutuştuğunda’da kendi arayışına okuyucusunu dâhil eder. Sular Tutuştuğunda’nın yakaladığı etki de bu özelliğinden ileri gelmektedir.

Sular Tutuştuğunda’da (İz Yayıncılık, 2017) on iki hikâye bulunmaktadır. Genel olarak Cemal Şakar’ın tercih ettiği teknik, birinci tekil anlatımdır. Kahraman kendi ağzından olayları anlatmakta, mekân ve kişileri tasvir etmekte, diyalogları aktarmaktadır.

Cemal Şakar’ın Sular Tutuştuğunda’da uyguladığı farklı, yeni bir teknik daha var. O da okuyucuyla aynı hizadan konuşmak. Bu teknikte, yazar okuyucusuyla sohbet etmez. Kendi arayışına okuyucusunu dâhil eder. Buna daha önce hiçbir hikâyecide rastlamamıştım. Sular Tutuştuğunda’nın yakaladığı etki de bu özelliğinden ileri gelmektedir. Çünkü yazar, okuyucusuna seninle aynı hizada konuşuyorum demez, bunu hissettirmez bile. Bunu okuyucuyu olabildiğince özgür bırakarak, ondan da ötesi kendisiyle baş başa bırakarak yapar. Öyle ki hikâyede anlatılanlarla ilgili her okuyucu farklı bir yorum yapabilsin. Kendince yorumlasın, onun da ötesinde kendine göre bir bakış açısı geliştirsin. Yazarın yargı ve yorumlarına kalmasın.

Şu da söylenebilir: Yazar okuyucuyu kendi arayışına dâhil ederek aslında anlattığı olayların belli bir netlik taşımadığını, tek bir yönden yorumlanamayacağını da göstermek istemiş olabilir. Anlattığı şeyler, hakikaten aklın alamayacağı yoğunluk ve absürtlükte. Çağımızı anlatıyor Cemal Şakar. Çağımızın çıkmazlarını, insanı delirtecek derece belirsizleşen, hakkında ne söylesek boşluğa düşecek olaylarını. Örneğin “Ana Haber Bülteni” hikâyesinde Irak ve Filistin’de haksız yere öldürülen yüzlerce sivil insanın haberinden sonra karşımıza bir manken haberi çıkabilmektedir. Ve televizyon kanalları bunu öyle yapmaktadır ki ölen insanlarla manken haberlerinin aynı değerde olduğu sanılmaktadır. Bu durumda televizyon izleyicisi veya hikâye okuyucusu ne düşünmelidir? Acaba kanal sahipleri, Irak’ta öldürülen insanlara karşı izleyicilerin göstereceği tepkiyi azaltmak istiyorlar gibi komple teorilerini aratmayacak bir düşünceye mi kaymalıdır? Yoksa onların da aynı duyarsızlığı, bilinçsizliği taşıdığına dair bir izlenime mi kapılmalıdır? Bu belirsizliği Cemal Şakar olduğu gibi bırakır hikâyesinde? Çünkü kesin, net bir karara varmak istemez. Varmak istese de bunun kesin ve net bir karar olmayacağını bilir. Onun anlatmak istediği de zaten bu belirsizlik, bir karara varamamak, ne düşüneceğini bilememek halidir.

O yüzden kendi arayışına okuyucusunu dâhil eder. Gel birlikte düşünelim, birlikte bakalım insanın aklını durduran bu olaylara demek ister. Okuyucusunu belki bir noktaya bakmaya zorlar ama o noktayla ilgili ne düşüneceğine dair hiçbir zorlama içine girmez. “Bir Derginin Fenomenolojisi” hikâyesinde de aynı duruşu sergilediğini görürüz. Aslında sansasyonel ve bilimsel bir tez hazırlığı içinde olan araştırmacı, kapanan derginin kaşınan yaralarıyla oynamak isterken, onun mütevazi ve ahlaklı yazarları karşısında kendine çeki düzen verme gereği duyar. Ve onların dergicilik hayatları boyunca en çok önem verdikleri “özel sayı”yı paylaşamamalarını bile en iyi işte de ortak düşünüp hareket ettikleri şeklinde yorumlar. Oysa belirttiğimiz paylaşamama durumunu düşünebileceğimizi bildiği halde öyle düşünmememiz için tek kelime bile sarf etmez. Okuyucuyu serbest bırakır.

Cemal Şakar okuyucusunun eline hazır reçete sunmak istemez. Okuyucu da yazar kadar görüş geliştirebilir, onun gördüklerini görebilir, baktığı yerden bakabilir diye düşünür. Hiç olmazsa, yazarın hazır edip ortaya koyduğu ham malzemeden kendince düşünceler geliştirebilir, geliştirmelidir diyerek hareket eder. Her şeyi yazarın oluşturacağı kurgusal dünyaya hapsederek kapalı bir kutu oluşturmak istemez. Açık uçlar bırakır ki ona okuyucusu kolayca girsin. Girmekle kalmasın, o malzemeden kendince de bir dünya oluştursun. Onun olay anlatımından ziyade diyalog ve görüntüye verdiği ağırlığı bu şekilde değerlendirmek mümkündür.

 

Yeni Çıkanlar

Coğrafyadan Vatana, Remzi Oğuz Arık, Dergâh Yayınları

Nereye Gitti Bu entelektüeller?, Frank Furedi, Avangard Kitap

 

Eskimeyen Kitaplar

Mehmed Akif: Hayatı, Seciyesi, Sanatı, Mithat Cemal Kuntay, Oğlak Yayınları

Kültürden İrfana, Cemil Meriç, İletişim Yayınları