Dansa Adanan Bir Hayat: Tan Sağtürk

Dansa Adanan Bir Hayat: Tan Sağtürk

Tan Sağtürk, başarılı bale kariyerini bir eğitimci olarak devam ettiriyor. İzmirli sanatçı özellikle Anadolu’da bale okullarına gösterilen ilgiden mutluluk duyuyor. Başarılı baletle dans kariyerini, okullarında verdiği eğitimin önemini ve İzmir’i konuştuk.

Baleye olan ilginiz nasıl başladı?

Ailemin mesleği gereği farklı şehirlere seyahat ediyorduk. Ankara ziyaretlerinde ailemin tiyatro, opera ve bale gösterilerine sık sık gittiklerini hatırlıyorum. Bir gün okul gösterisi için katıldığım bir TRT programında beni gören, ilk hocam Suna Şenel’in aileme yeteneğimi iletmesinden sonra 10 yaşlarında devlet konservatuarında sınava girdim. Sınavı kazanarak devlet konservatuarında 10 yıllık bir eğitim görme hakkı elde ettim. Daha sonra Fransız Genç Balesi, Fransız Devlet Balesi ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile profesyonel hayatım devam etti.

Yurt dışındaki dans deneyimlerimiz için neler söylersiniz?

Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bale Bölümü’nden mezun olduktan sonra Fransız Genç Balesi’nin davetiyle profesyonel çalışmalarıma Paris’te başladım. Bir yıl çalışmanın ardından, Fransa Devlet Balesi’ne kabul edilen ilk yabancı dansçı ve beş yıl sonra da ömür boyu kontrat kazanan 15 kişiden biri olarak ülkemi yurt dışında temsil ettim. Sanat hayatım boyunca dünyanın en önemli sahnelerinde temsil verme şansına sahip oldum. Büyük prodüksiyon gerektiren eserlerde dans etmiş olmak gerçekten çok büyük bir haz. Sanatçı kalitesinin en yüksek kalibrasyonda olduğu sanatçılarla bir arada olmak ve çok değerli koreograflar ile çalışmak tarif edilemez bir deneyim.

Sanat okullarınızdan söz eder misiniz? Neler yapıyorsunuz?

İstanbul’a döndükten sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş balet olarak görev aldım. Daha sonra birikimimi aktarmak, sanatı yaygınlaştırmak amacıyla sanat okulu çalışmalarım başladı…18 yıl önce tohumlarını serptiğimiz Tan Sağtürk Akademi ile Türkiye’nin dört bir yanında;  İstanbul, İzmir, Trabzon, Ankara, İzmit, Adapazarı, Samsun, Gaziantep, Mardin, Kayseri, Diyarbakır, Kıbrıs, Kahramanmaraş ve Elbistan’da okullar açtık. Anadolu şehirlerimizdeki ilgi beni çok mutlu etti. Okullarımız binlerce öğrenciye ulaştı. Demek ki sanat ortamı yaratınca insanlar talep ediyor.

Okullarınızda dans eden öğrencilere ne aşılarsınız?

Tan Sağtürk Akademi’de öğrencilerimizin iyi birer sanatsever olmalarını sağlamak, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine katkı sağlamak için çok yoğun çalışıyoruz. Öğrencilerimiz bale, dans ve müzik ana branşlarında bir yıl boyunca eğitim alıyorlar. Bir eğitim dönemi boyunca büyük emek verdikleri branşlarını sergilemek için ise yılsonu gösterilerimizde sahne alıyor, bizleri ve ailelerini gururlandırıyorlar.

Balenin sizin için anlamı nedir?

Bale ve dansın herkes için ayrı bir büyüsü vardır. Sizi bulunduğunuz zaman ve mekândan bambaşka yerlere götürerek, hayal gücünüzü genişletir. Ayrıca duygularınızı ifade edebilmek için de çok rahatlatıcı bir yöntemdir. Dansa, müziğe ve sanata her canlının ihtiyacı var.

Çocuklar bale eğitimi ile neler kazanıyor?

Bale, dans, müzik ve herhangi bir sanat dalı ile uğraşan çocuklar düzen, sorumluluk ve sabır kazanır, sosyal ve iş yaşantılarında daha başarılı bireyler olarak yetişirler. Özellikle bale ve dans gibi grup derslerinde çocuklar güzel bir sosyal ortamda,  grup çalışması ve işbirliği vasıflarına çok erken yaşta sahip olurlar. Doğru beslenme alışkanlığı kazanan öğrenciler sağlıklı ve güçlü bir bünyeye sahip olur. Bale eğitimi çocukların ortopedik sorunlarını ve duruş bozukluklarını düzeltir. Bu sayede öğrenci duruşunu, yürüyüşünü ve kendini ifade etme tarzını geliştirerek fiziksel estetik kazanır.

Sizin gibi başarılı bir bale kariyeri için çocuklara ve gençlere neler tavsiye edersiniz?

Kararlılık, azim ve disiplin, gençlerimizin hayatlarında olması gereken en önemli unsurlar. Bunlar üzerinde çalıştıkları takdirde başaramayacakları şey olmayacağına inanıyorum. Gençlere tavsiyeler vermek arzusunda olmuyorum. Çünkü yeni neslin aslında birçok değeri görebildiklerini biliyorum. Tek yapmaları gereken başlarını akıllı telefonlarından hayata doğru kaldırmış olmaları.

İzmirlisiniz İzmir’e dair anılarınız neler?

Fransa’da bir kültür sanat programına davet edildim. Orada bana tam olarak nereden geldiğim sorulmuştu. Televizyon programındaki akış benim dışındaki davetlilerle o kadar derin ilerliyordu ki çok yoğun bir şekilde İzmir’den geliyorum demek yerine beni başka bir cümle kurmak zorunda bıraktı. Gecenin konusu, eski hikayeler mitolojiler, masalsı öykülerdi. Bana yöneltilen sorunun karşılığı “Zeytin kokar tanrıların ağzı benim geldiğim ülkede.” diye ağzımdan çıkıverdi. Bu cümleme karşı oradaki bulunanlar “Yunanistan mı?” diye sordular. Yunanistan’ın karşısı İzmir dedim. Mesleki kariyerim yüzünden uzun süre topraklarına dönemeyen ben, İzmir’i bu cümleyle anmayı seçtim. İzmir yerleşke olarak bende masalsı duygular yaratmış. Doğduğum yer sadece benim için değil o topraklarda doğmuş ve yaşayan hepimiz için çok değerli. Sadece İzmir’in görüntüsü denizi fiziksel güzellikleri için bunu söylemiyorum. İçimizde yarattığı ruh, enerji ve heyecan başka hiçbir yerden alamadığınız kadar kuvvetli.

İzmir’e gittiğinizde neler yaparsınız?

İzmir’de çok arkadaşım var aynı zamanda ailem de orada. Hem Üçkuyular’a hem de Bostanlı’ya açtığımız iki okul mevcut. Devlet opera ve balesinde birçok arkadaşım çalışıyor hem okullarını denetlemek hem arkadaşlarımı görebilmek hem de ailemi ziyaret etmek için sık sık İzmir’e gelmeye çalışıyorum. Çeşme Ovacık da bir yazlık evimiz var. Yazın mümkün olduğu kadar uzun süre ailemle orada kalmaya çalışıyoruz.