Çılgın Türk Kızı; Parkinson, Alzheimer ve Meme Kanserine Odaklanacak

Çılgın Türk Kızı; Parkinson, Alzheimer ve Meme Kanserine Odaklanacak

Kendisi 5 yaşındayken, dedesinin kalp yetmezliğinden vefat ettiğini öğrendi. Canan Dağdeviren, o küçücük yaşında bir hayal kurdu. Büyüdüğünde kalp hastalıklarının tedavisine bir çözüm bulacaktı.

Bu hayalini, 28 yaşında giyilebilir kalp pili projesiyle gerçekleştiren MIT Media Lab Öğretim Üyesi ve Yardımcı Doç. Dr. Canan Dağdeviren, bugün cilt kanserini teşhis eden sensör, beyin iğnesi, sindirilebilir sensör gibi inovatif projeleriyle tüm dünyanın yakından takip ettiği bir bilim insanı…

Bir hayalin peşinden gitti ve fizikçi oldu

Bugün 32 yaşında olan MIT Media Lab Öğretim Üyesi ve Yardımcı Doç. Dr. Canan Dağdeviren, 12 yıllık kariyerinde pek çok önemli başarıya imza attı. Forbes’un ‘30 Yaş Altı 30 Bilim İnsanı Listesi’nde yer alan Dağdeviren, Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen ilk Türk oldu. MIT Technology Review’un 35 Yaş Altı Mucitler Listesi’ne giren ve 2016’da “Gençlerin Nobel”i olarak adlandırılan Science & SciLifeLab ödülünü tıp alanında kazanan Dağdeviren, son olarak Ekim 2017’de American Academy of Achievement bünyesinde yine Türkiye’den seçilen ilk bilim insanı olarak İnovasyon ve Teknoloji Delegesi’nde yer aldı.

Giyilebilir kalp pili, kanseri teşhis eden dövme benzeri sensör, beyin iğnesi gibi inovatif projeler geliştiren Dağdeviren, bilim dünyasında “Bilimin Mevlana”sı ve “Çılgın Türk Kızı” olarak tanınıyor.

Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü’nü kazandığında annesi hariç herkes, bu kariyerin onu mutsuz edeceğine inandı. Ama Dağdeviren, bir hayalin peşinden gitti ve herkese inat başarılı oldu. “Hocalarım benden fizikçi olmayacağını ve hayallerimin imkansız olduğunu söylemişlerdi. Belki de haklılardı. Çünkü ben tam bir fizikçi değildim. Fizik, tıp, kimya, biyoloji, elektrik-elektronik ve mekaniği birleştirip dönüşüme liderlik edecek projeler geliştiriyorum ve bunu takım arkadaşlarımla hayata geçiriyorum.” diyor.

Saç telinden 100 kat ince elektronik aletler tasarlıyor

Fizik mühendisliğinin ardından, bilimsel-akademik kariyerine Sabancı Üniversitesi’nde Malzeme Bilimi ve Mühendisliği yüksek lisansıyla devam eden Canan Dağdeviren, 2009’da Fulbright doktora bursuyla University of Illinois at Urbana-Champaign’de (UIUC) Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nde doktora eğitimine başladı. Burada kalp pili, vücutta eriyen ve kan basıncını ölçen sensörler ve deri kanserini teşhis eden cihazlar üzerinde çalıştı.

Doktora sonrası araştırmalarını 2014’ten itibaren MIT’de yürüten Dağdeviren, burada beyin iğnesi çalışmalarına start verdi. Ocak 2017’den bu yana ise projelerine MIT Media Lab bünyesinde Yardımcı Doçent Dr. statüsüyle devam eden Canan Dağdeviren; kadın gibi çok fonksiyonlu, hassas ve renkli aletler tasarladığını söylüyor. MIT Media Lab bünyesinde 5 milyon dolar yatırımla hayata geçen bu yeni laboratuvarda çalışmanın kendisinin en büyük hayali olduğunu dile getiren Dağdeviren, “Eşi benzeri olmayan bir laboratuvar kuruldu. Burada, 7 kişilik bir ekiple saç telinden 100 kat daha ince olan elektronik aletler üzerinde çalışıyoruz. Bu aletleri beyin, kalp ya da karnın içerisine yerleştirebiliyoruz. 3 organda hazma büyük önem veriyorum: Beyin, kalp ve mide. Bilgileri beyinde hazmetmek, sevgiyi ve aşkı kalpte hazmetmek, yediğimiz şeyleri ise midede hazmetmek çok önemli. Bu üç organda hazmı meydana getiren bir kişinin yapamayacağı hiçbir şey yok.” yorumunda bulunuyor.

Astronotlara özel bir proje üzerinde çalışacak

2018’in ilk yarısında Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesi sürecine farklı bir ivme kazandıracak olan beyin iğnesi projesini duyurmaya ve meme kanserinin teşhisini kolaylaştıracak elektronik sütyen gibi projelere odaklanacağını dile getiren Canan Dağdeviren, yeni projeleri hakkında şu bilgileri veriyor: “Yaptığım aletler vücudunuzun üzerine yapıştırılabiliyor, beyninizin içine implant olarak takılabiliyor veya yutulabiliyor. Ve vücudunuzdaki tüm değişiklikleri bir arayüz vasıtasıyla doktorlara aktarabiliyor. Bu alanda yapılabilecek işler sınırsız. Bu malzemeleri kullanarak kalbinizin üzerine yapıştırılan bir bant, ayakkabının altına giyilen bir sensör, iç çamaşırınızın, eteğinizin ya da pantolonunuzun bir parçası olan ve günlük hayatta siz hareket ettikçe, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilen ve bu elektrik enerjisini farklı yerlerde kullanabileceğiniz platformlar tasarlayabilirsiniz. Şu an sindirilebilir ve yutulabilir sensörler üzerinde çalışıyorum. Orta ve uzun vadede bilgisayar ve insan odaklı iki sistemi birleştiren arayüzler ve içeri takılabilen aletler çok daha etkili olacak. En büyük hayalim ise uzayla ilgili farklı projeleri hayata geçirebilmek. Astronotlar için giyilebilir ya da implant edilebilir farklı projeler üzerinde çalışacağım.”