Başkası İçin Yaşamak

Başkası İçin Yaşamak

Ümitlerin kesildiği, çaresizliğin boy gösterdiği noktada başlıyor Benim Dünyam filmi. Mahir Hoca, acı dolu geçmişini unutamamaktadır.

Takdir görmeyen buluşlarından dolayı topluma küsmüş, eski bir konaktan çıkmaz olmuştur. Ela ise iki yaşındayken geçirdiği bir hastalık nedeniyle görme ve işitme duyularını kaybetmiştir. Üstelik Ela sinirlidir, uyumsuzdur, çevresine zarar vermektedir. Ela’nın annesi ve babası çaresiz kalmıştır.

Hayata ve insanlara küsmüş, öfkeyle dolmuş iki insan: Ela ve Mahir Hoca. Çevresindekiler de onlardan ümidi çoktan kesmişlerdir. “İmkansız” demektedirler, Ela’nın bir şeyler öğrenmesi, Mahir Hoca’nın ise yeniden hayata dönmesi konusunda. Haksız değiller. Ela gerçekten hiçbir şey öğrenememektedir. Anne ve babasıysa, şefkatlerinden dolayı Ela’nın üzerine düşmekte, o nasıl hareket ederse etsin, buna göz yummaktadırlar. Mahir Hoca, bu noktada devreye girer. İlk önce Ela’nın bir insan olduğunu, insandan ise hiçbir zaman ümit kesmemek gerektiğini gösterir. Ela’nın işitme ve görme duyuları olmadığı için, onunla tek iletişim yolu olan dokunmayı keşfeder ve geliştirir.

Mahir Hoca’nın kapanmayan yaralarını, Ela’nın imkansız diye görülen gelişmeleri iyileştirir. Ela’nın hayata ve insana dönük öfkesini, Mahir Hoca’nın inancı giderir. Film başından sonuna kadar izleyicisini düşündürmeyi ve duygulandırmayı başarmaktadır. Ela sadece kelimeleri tanımakla kalmaz, braille alfabesiyle okuyup yazmayı da öğrenir. Mahir Hoca’nın düşleri büyüktür. Ela defalarca sınıfta kalmasına rağmen üniversiteden mezun olmayı da başarır.